Sabah Tarifesi

 

Bir sabah, Bre sabah!

Nerelerden geçtin bana gelmeden?

 

Kelimeler zor

Öylesine zor ki kelimeler

Kelimeler zor

Kursam onlardan cümleler,

Kursam da devirsem sonra

Domino taşları misali ardı sıra

Zamanı alt etmeliyim çünkü;

Sen yokken geçen zamanı

Tükenişini ömrümün, görmemeliyim.

Siyah saçların bensizken ağarmamalı.

 

Boş

Sen yokken,

Olanlar, olacak olanlar, olmuş olanlar, hepsi, külliyen boş.

Bir ben varım burada ve arsız bir boşluk

Adına ağıtlar yakmaktayız

Ölenler duyar mı ardından yakılan ağıtları?

Geçmişte kocaman bir ölüsün.

 

Öylesine bir sabah işte!

Sırası gelmeden, girmeden ayın onbeşi kuyruğuna.

Ayın ondördüyken daha

Koşar adım yürürken, birden, nasıl olduğunu bile anlamadan, durdun

Hiç bilmedim neden

Sorsaydım, gidişine mani olur muydum?

 

*

Sormama fırsat verseydin belki şimdi orada olurdum.

Kafası Karışıktan İnciler

photo.phpBen aslında yokum!! Kafamda dönüp duruyor sözcükler. Ama varım, tam olarak buradayım, bu çok bulutlu bol yağmurlu bi’ haziran gününün ortasındayım.
Tüm çıkışlarını ve dahi kaçışlarını tuttum, çıkış da yok, kaçış da, diyorum. Tam, diyorum; anladım, hissettim seni. Bir de bakıyorum kocaman yanılgılar beni pestile çevirmiş.
Mesela ben bugünleri yalancı çıkmak için yaşıyorum, net.
Bazen nasılsın, iyi misin gerçekten, diye sorma ihtiyacı uyandırıyorsun bende; şartlar dahilinde olmadığını görünce, durup düşününce, kuşlara veriyorum bu ihtiyacı, sonra uzaklaşmalarını izliyorum gökyüzünde.
Şartlar dahilinde seni bir süre daha sevebilirim, ama ya sonra? Nasıldı o söz; sonunu düşünen mi düşünmeyen mi bir takım şeyler oluyordu?
İçimdeki sevgini sesinle diri tutmaya çalışıyorum, bilmem anlatabiliyor muyum?
Koşarak gelmeyeceksen, bazı sözlerin ne önemi var?
Siz sevgili hayallerim, ne ara iki kişilik oldunuz?
Anlamak diye bir şey yok, özlemek var cancağızım.
Suratımı yalayan, her bir saç telimin arasından süzülen üşütmeyen ve dahi yakmayan rüzgar, sen ne güzelsin, pek güzelsin. Mevsimimiz sende kalsa ya.
Yaklaşık 2 aydır okul okuduğumu unutuşum, hoş kendimi hatırlıyor muyum?
Kolay diye bir şey mi, o da ne?
Kim dediyse güzel demiş, nasip güzel ihtimal diye, ama beklemek zor!
Bugün kendime seni yasaklıyorum, tekrar rastlaşırsak ne ala, yoksa…

KONUKYAZAR

Fotograf kaynak: Adıyok Dergisi

Kardeşim

Seni sevmeye omuzlarını tutarak başlıyorsam seni sarsıp kendine;

kendinden kurtarıp kendine ve gül kokulu fikirlere getirebilmek içindir.

KONUK YAZAR: Abdullah Zakiroğlu

Bir Kupadan Daha Fazlası

dunyakupasiVe Dünya kupası başladı. Hiç şüphesiz bir çoklarının iple çektiği o dört sene geçti ve zamanı geldi. Ama benim asıl ilgimi çeken olay bambaşka. Futbolun dışında Dünya kupasının bir başka özel olması. Çünkü futbolla pek ilgilenmeyen, pek takip etmeyen insanların bile bir şekilde Dünya kupasının o büyüsüne kapılması.

Evet tam olarak doğru kelime bu sanırım; Dünya kupasının büyüsüne kapılmak…

Düşündüğümüz zaman yıllardır efsane olarak bahsettiğimiz bir çok oyuncunun kulüp performanslarından ziyade dünya kupası performanslarını konuşuruz. Hatta belki de bir çoğunun kulüp takımlarını bilmesek bile ülkesini bir şekilde dünya kupalarından biliriz.

Futbolun dışında düşünürsek tribünler ve taraftarlar hep akılda kalmıştır yıllardır. 86 yılından günümüze kadar gelen ve hala sürdürülen Meksika dalgası bu kupanın büyüsüyle ortaya çıkmıştır. Ve eminim herhangi bir maça gidip Meksika dalgasıyla eğlenmemiş kimse yoktur.

FİFA-2014-DÜNYA-KUPASI-BREZİLYATüm bunlarında dışında, kupanın Brezilya’da olması da bu seneki büyüsüne büyü katmış gibi. Hem saha içinde hem de saha dışında bu ilk bakışta fark ediliyor.

Tüm bu büyünün ve güzelliklerin ışığında yazardan size bir tavsiye. 🙂 Bu sene dünya kupasını kaçırmayın, derim, futbolla ilgilenin ilgilenmeyin, sevin sevmeyin ancak en azından birkaç maç izleyip kendinizi o büyüye bırakın, derim. Emin olun pişman olmayacaksınız. 🙂