Muamma – (Habersiz)

Habersiz

“Geçtik oturduk yine denize en yakın taburelere. Hüsnü Abi’yle zaman geçirmek iyiydi. Dedim ya, ilgimi çekmese de konuştuğu şeyler, kafamı dağıtmama yarıyordu. Eve gitmekten kaçmak için de iyi bir bahaneydi. Onun yanında olduğum sürece, başımın etini yiyen olmazdı. Merak et-miş gibi yapan olmazdı. ‘İşin gücün aylaklık. Bu okuldan da atılırsan bozuşuruz.’ diyen babam, söz konusu Hüsnü Abi olunca o kadar da sert çıkmıyordu. Bazen merak ediyordum bizimkilerin gözünde onu neyin farklı kıldığını.

Neyse. Düşünmelere ara versem iyi olacak. Köfteler de geldi zaten.”

Ahmet birkaç saat daha eve gitmeyecek olmanın keyfini sürerken, evde önemli konular konuşuluyordu:

-Bu sıralar Hüsnü’yle biraz fazla zaman geçirmiyor mu sence de? Korkuyorum Hulusi. Gerçeği öğrenip bize set çekmesinden çok korkuyorum.

-Olmaz bir şey merak etme. Unuttun mu, Hüsnü’yle bir anlaşmamız var. Ağzını açamaz.

-Haklısın, biliyorum ama elimde değil. Bunca yıl sonra gerçek ailesi olmadığımızı öğrense neler olur bir düşünsene. Onu asla geri kazanamayız. Ben Ahmet’im olmadan n’aparım? Allah’tan Hüsnü’ye değil de annesine benziyor.

Yol

Yolda olmak başlamışlıktır.
Yol girince düşüncelerin ortasına,
Kim yoldan dönmek ister?
Daracık algıcıkların parklarına.

Karmaşık rüyaların,
Uzayan duvarların
Rüzgarın sesinin
Damarının atışını duymak!

Yaşamak yola adım atmaktır
Düz uzun yolların
İnişli çıkışlı hali:
Kuru otlarına kucak açmış yeşil vadiler
Yanğınların içine su damlatan ormanlar
Yabani hayvanların vahşi saldırışları
Kontrolsüz açlık dolu gözlerin, intikamı!
Ve dogan batan güneş.
Rüzgar: bir yaprak kadar keskin ama yağmuru kaldıramayacak kadar hafif yürekli.
Ve sarhoş kar kristalleri,

Gitmek ve yolu takip etmek
Varmak zorunda değil hiç bir insan
Bir insana ve eve!
Yol vakti gelince bitecektir.

Eşik

Bir eşikte beklemektir hayat

Güzel,çirkin,iyi ya da kötü öylesine bir şeylerin eşiğinde

Adım adım gidilir kapılara

Huzura ya da hüzüne açılan nice kapılara.

Yol açık olsun,

Varsın her yer taşla dolsun.

Yolun sonu aydınlık olsun,

Varsın karanlık yoldaşımız olsun.

Dertsiz saadet olur mu,

Hazansız bahar,hasretsiz vuslat

Manaya kavuşur mu?

Bir çiçekte kalır bahar,

Bir deniz parıltısında yaz,

Bir bankta soğuk geçen ayaz,

Elde ne kalır gidenlerden geriye,

Mevsimler değişir de

Yol bakidir hep yerinde…

Ve geldiğinde son kapının eşiğine,

Ne çamurlu ayakkabıların

Ne de süslü kıyafetlerin olacak üzerinde

Yalnız ne doldurduysan yüreğine

Onu koyacaksın teraziye…

Ağıt

Daha biraz önce, bir genç kız annesine sarıldı. Arkasında sakladığı hediye paketini uzatırken yüksek sesle şunları söyledi: “Anneciğim, anneler günün kutlu olsun.”

**

Dün, bir genç kız hayatı gözlerini kapattı.

**

Bugün, aynı kız gelinliğiyle toprağa uğurlandı.

**

Dün, onlardan birkaçı, kaybetmenin manasını en büyük kayıplarla tecrübe etti. Dün, çok insan ağladı.

**

Bugün, diğerleri, hepsi, anneleriyle birer fotoğraf çekildi. Bugün, sosyal medya anneli profil resimleriyle doldu. Bugün herkes mutluluk gösterisine –hiçbir şey bizi üzemez- kaldığı yerden devam etti.

**

Dün, bir genç babasının gözlerini elleriyle kapattı.

**

Bugün, aynı genç babasını toprağa uğurladı.

**

Dün, Reyhanlı’da renkler kayboldu. Geriye bir tek kırmızı kaldı.

**

Bugün, hediyelik eşya dükkânları dolup dolup boşaldı. Dün, indirimler pembe, sarı, yeşil fon kartonlarında, kartonlar vitrinlerde göz boyadı.

**

Daha dün, bir anne kan gölüne dönen ilçe merkezinde avazının çıktığı kadar bağırdı.

Ne dediğinin bir önemi var mıydı?

1457032_702645713079602_1628246262_n

 

11 Mayıs 2013 Bombalı Saldırısı, Reyhanlı / Hatay