Akıllı Olmadığı Sanılan Birinin Akıl Defterinden : Yaşamak

Sokaklardan başlayalım söze, yürümekten girişelim işe.

Sokaklarda yürümek öyle her kişinin işi değildir. Ne yazık ki yürümeye gücü yetmeyenler değil kastedilen.. Ne kadar sağlıklı olursa olsun yürümek her kişinin harcı değildir.

Ben sokakların adamıyım. Dolayısıyla şehirlerin. Bir uçtan diğerine yürürüm. Sokaklar meyimdir, meyhanemdir. Sanmayın ki alkoldendir sarhoşluğum! Kaybettiğim bir şey dolandırır ayaklarımı…

Ben her sokakta aynı şeyi kaybeder aynı şeyi ararım. Başımı çıkarınca kabuğumdan kaplumbağa misali kimliğimi ifşa edecek ne varsa köşe başında ki çöp kovasına satarım. Her gün Ayşe’nin oğlu, Mehmet’in kızı olurum.

Kendimi kaybeder, kendimi ararım!

Başlarım kaldırımları süpürmeye adımlarımla. Ağır aksak, eleye dokuya.

İnsanlarla çakışır odak noktam. İnsan? Cismi sizce de aşikar… Lakin ben onların cisimlerine aldırmam. Delilik bu ya içlerine bakmak gelir derinlerden bir yerden. Yüzlerine bakıp hallerini tahayyül etmek ve onları kendimce sınıflara ayırmak… Bak şöyle gülerken göz kenarları kırışanlar var ya onlar samimiyetle gülenlerden, şu grup işini sevmeyip ite kaka gidenlerden, şunlar mutlu, şunlar turşu suratlı. En nihayetinde yaşıyorlar işte…

Yaşamak!

Aranızdan biri tanımlayabilir mi? Bana anlatabilir mi usul bir heyecanla? Sen Türkçe öğretmenin sorduğu her soruya dil kurumundan fırlamışçasına cevap veren çocuk, “Otur, sıfır!”. Sen kenarda ki “Hayır cevap o değil, o da değil!”

Cevap isimlerin sonuna –mek, -mak mastar ekini getirerek eylemde bulunmak değil. Modern zaman hareketlerinin getirdiği gece yarılarından sonra doyasıya eğlenmek, karbondioksit yerine etil alkol vermek havaya, iskambil kartlarında hiç dönmeyen şansı aramak ve bir kadının koynunda şehvet kucağında gezmek hiç değil.

Yaşamak!

Atlayıp bir fabrika makinesinin altına sıyrılarak dünyadan; gelip iğne kıvamına iğdiş etmek her renkten her telden ipliği çaput üzerine. Attığın her ilmekte iz bırakmak hat üstüne ve tat bırakmak her motifte. Böyle mayhoş şarap misali yıllandıkça değer kazanan. Sonra örtmek bir kadının narin omuzlarını ve bir adamın cebinde yar kokulu mendil olmak….

Yaşamak!

Öylesine, zorunluluktan değil işte!

Böyle doyasıya, her gün yeniden doğmak üzere,

An bıraka iz bıraka bıraka.

Yaşamak !

Gönül gözünü açıp iki dünyaya,

Seve sevile.

Sevmelere doymaya doymaya!

H.A/Aralık 2012

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s